Plastiksiz Temmuz'da Plastikten Arınmak

Plastik kirliliğinin en önemli kaynağı, çöp olacağı başından belli olan plastiğin aşırı üretimidir. Kim ne derse desin, plastik üretilmeye devam ettikçe, dünya plastik kirliliği problemiyle uğraşmaya devam edecektir. Çünkü plastiğin çöp olduktan sonra, ne yazık ki doğa dostu bir bertaraf şekli yok! “Ancak geri dönüşüm var!” dediğinizi duyar gibiyim. Oysa ki geri dönüşüm de tıpkı plastiğin hijyen sağladığı ve hatta hayatımızı kolaylaştırdığı iddiaları gibi tamamıyla bir pazarlama taktiği. Öyle olmasaydı bugüne kadar üretilen plastiklerin %9’unu değil %90’ını geri dönüştürmüş olurduk.

Peki, madem plastik üretimi azaltılmadan plastik kirliliğini engelleyemeyeceksek o halde hiçbir şey yapmayalım mı? Elbette hayır. Unutmayalım ki bir sıfırdan büyüktür. Üstelik bu çevre suçuna olan ortaklıktan da kendinizi çıkartabilirsiniz. Nasıl mı?


Plastiksizleşerek.


Peki, siz plastiksizleştiremediklerimizden misiniz? Öyleyseniz şimdi başlamanın, bu Temmuz’da adım atmanın sizin için de zamanı gelmiş bulunuyor.

Plastik ayak izinizi azaltmak için bireysel önlemlerle değiştirilebileceğiniz bazı şeyler var. Bu şeyler sizi bu suça ortak olmaktan da plastiğin yarattığı sağlık risklerinde de uzaklaştıracaktır. Çünkü plastiğin yarattığı çevre kirliliği biz insanlar tarafından işlenen bir çevre suçu ve plastik kullanmayarak bu suça olan ortaklığınızı azaltmanız mümkün. Bunu yaparak bir şey daha başarma şansınız olmuş olacak: Toplumsal bilinç düzeyinin artmasına katkı sağlayacak ve bu kervana bir ekleme daha yapmış olacaksınız. Böylelikle de plastiğin zararlarının daha yüksek sesle dile getirilmesine uzun vadede katkı sağlayacak ve plastiğin alternatifinin olmadığı kapandan da sıyrılacaksınız. O zaman lafı uzatmadan alabileceğimiz bazı basit önlemleri sıralayalım.


1 – Beşi bir yerde: Sırt / Kol Çantası Taşımak


Bir çanta taşımak sizi daima hazırlıksız yakalanma ihtimalinden uzaklaştıracaktır. Çantanın içerisine çok kullanımlık saklama kabı, su şişesi, kişisel bir bardak ve bir iki adet de bez torba koyduğunuz takdirde tek kullanımlık birçok plastiği de kullanmaktan kaçınmış olursunuz. Diyelim dışarıdasınız ve canınız kahve çekti. Tek kullanımlık take-away bardaklarda kahve içmek yerine kendi bardağınızı kullanırsanız günde ortalama üç adet kahve bardağının tüketiminden kaçınmış olursunuz. Benzer şekilde çok kullanımlık su şişeniz de sizi gün içerisinde ortalama iki adet pet şişeden su içme ihtimalinden uzaklaştıracaktır. Bez çantanız, ani gelişen alışveriş ihtiyacında sizi idare edecektir. Peki ya saklama kabı? O da yine ani gelişen alışverişlerde ağırlığına göre satın alacağınız gıdalar için. Gıda dediysem bunlar peynir vb. ürünler… Unutmayalım ani gelişen diyoruz. Aksi takdirde alış veriş işini planlı yapmakta fayda var. Böylelikle ihtiyacınız olanın ne olduğunu planlar ve kap kaçağınızı ona göre ayarlayabilirsiniz.






2 – Plastik pipete “asla” demek


Plastik pipetler, medikal kullanım dışında dünyanın en gereksiz ve anlamsız plastik ürünüdür. Kullanılması ise israftan ve kirlilik yaratmaktan başka bir şey değildir. Plastik pipet ile beslenmek zorunda olduğunuz bir rahatsızlığınız yoksa dışarda yemek yerken sipariş verdiğinizde pipet istemediğinizi özellikle belirtin. Çünkü işletmeler, ciddi bir bilinç eksikliğine sahipler ve plastik pipetin anlamsızlığını henüz kavrayabilmiş değiller. Bu nedenle her içeceğin yanına otomatik olarak pipeti koyuyorlar. Siz de bu ihtimali ortadan kaldırmak için pipet istemediğinizi özellikle belirtin. Oldu ya plastik pipetsiz içerseniz öleceğiniz bir durum söz konusu, o zaman da aklınıza burnundaki plastik pipet yüzünden acı çeken kaplumbağayı getirin ve içeceğinizi pipetsiz içilebilen bir başkasıyla değiştirin, çünkü dünya bizim zevklerinizi kaldıramayacak düzeyde kirlendi. Daha fazla kirletmeye de gerek yok. Hazır çanta da taşıyorsanız ve pipetten de vaz geçemiyorsanız o halde metal/bambu vb. pipetlerden bir tanesini çantanıza atabilirsiniz. Peki, evde ne yapmalısınız? Onun için de çok kullanımlık alternatiflere yönelebilirsiniz. Biz mesela altı adet metal pipet ile bu ihtiyacımızı giderdik. Siz de deneyin, başarabilirsiniz.


3 – Streç film yerine saklama kabı veya diğer alternatifler


Ev içerisinde en fazla tüketilen plastiklerden bir diğeri de streç filmler. Artan yiyecekleri tabağında muhafaza etmek için yaygın olarak kullanılıyor. Oysaki çözümü çok basit: Saklama kabı ya da alüminyum folyo veya balmumundan yapılma (Mumo gibi), sarıp saklama amacıyla kullanılan alternatif çok kullanımlık ürünler. Kendi evimizde, geçtiğimiz yıl yaklaşık 10 adet saklama kabı almış ve streç film kullanımını önemli oranda azaltmıştık. Ancak daha özel durumlar için saklama kaplarının yetmediğini keşfedince, internet üzerinden satılan streç filme alternatif ürünlerden biri olan Mumo aldık ve o sorunu da öyle çözdük. Daha da ekstrem durumlar için de alüminyum folyo imdadımıza yetişti. Ancak unutmayın alüminyum plastik olmasa da tek kullanımlık olduğu için çöp üretimine katkı anlamına gelmektedir. Tüm bu alternatifler kullanım skalanızdan streç filmi çıkartacaktır.





4 – Yemeğini sipariş etmek yerine yerinde ya da evinde yemek


Pandemi döneminin yarattığı en büyük sorun da sipariş üzerine eve ya da iş yerine yemek siparişleri! Bunun yanında birçok kurum ve kuruluş da yemekhanelerindeki tabak çatal kaşığı kaldırarak yerine tek kullanımlık plastikleri koydular. Bu durum plastik çöp üretiminde ciddi bir artışa neden oldu. Bu tür yemek servislerinde istenilen ürünlerin içlerine konulduğu köpük ya da diğer şekildeki plastik ambalajlar ciddi anlamda tehdit. Yanındaki ıslak mendil, poşet içerisine konulmuş kürdan, soslar ve diğer ekstralar, hep plastik demek. Üstelik bunlar sadece plastik çöp demek değil aynı zamanda sizin de bu plastiklerden kaynaklı olarak mikroplastiğe ve ilişkili kimyasallara maruz kalmanız anlamına da gelmektedir. O zaman yemek sipariş etmek ya da yemekhanelerde plastikte servis edilen yemekleri yemek yerine gidip evde yemek ya da evden işe yemek götürmek en doğrusu. Bir yere ayrılamıyorsanız o zaman yemeğinizi evinizde hazırlayıp götürmek iyi bir alternatif üstelik sağlıklı da. Hem sağlığınızı hem de cebinizi korumuş olursunuz. Diyelim ki sipariş etmek zorundasınız o zaman plastik içerisinde servis edilemeyen türden yemekler sipariş etmenizde fayda var. Not olarak da plastik istemediğinizi iletirseniz bir nebze olsun plastik ayak iziniz azalmış olur.



5 – Planlı alışveriş ve saklama kabının gücü


Çoğumuz alışverişlerimizi planlı yapar ve elimizde düzenli bir liste ile pazar ya da markete uğrarız. Ancak bunun mümkün olmadığı zamanlar da mevcut. Örneğin işten eve dönerken ihtiyaç duyulan bir şeyi alma eylemi, bu hazırlıksız ve plansız alışveriş davranışın en fazla gün yüzüne çıktığı durumdur. O anda ne çok kullanımlık çantamız ne de içerisine gram usulü satılan bir şeyi koyabileceğimiz kabımız olmayabilir. Varsa bile yetersiz kalabilir. Öncelikle bir önceki yazıda birinci maddede belirttiğimiz alışkanlığın, düzenli alışveriş için yeterli olmadığını belirtmemiz gerekiyor. Bunun için alışveriş davranışımızda aşağıdaki değişiklikleri yaparsak plastik ayak izimizi önemli ölçüde azaltmış oluruz:

  • Alışverişe çıkmadan önce alınacak şeyleri ve sürprizleri hesaba katacak bir liste hazırlamak ve bu listedekileri sığdırabilecek miktarda çok kullanımlık çantayla alışverişe çıkmak. Bu davranış poşet tüketiminizi sıfırlayacaktır.

  • Peynir, zeytin, ananas, reçel, açık halde satılan kuru bakliyat ve benzeri şekilde açık satılabilen tüm ürünler için uygun kaplarla alışverişe gitmek. Bu davranış da tek kullanımlık ambalaj tüketiminizi minimize edecektir.

  • Deterjanlar için mümkünse doldurmaya imkân tanıyan güvenilir satıcıları tercih etmek,

  • Evde yoğurt yapma alışkanlığı kazanmak ve bunun için de doldurulabilir şekilde süt satan güvenli işletmelere yönelmek. Bu davranış sizi haftada bir yoğurt kabı çöpünden kurtaracaktır.

  • Mümkün olduğunca yerel markaları tercih etmek. Böylece taşıma esnasında kullanılan muhafaza plastiklerindeki payımızdan da kurtulmuş oluruz. Aynı zamanda sera gazı salınımına katkımız da azalmış olur.

  • Abur cuburdan uzak durmak. Abur cubur gıdaların ambalajları adeta birer kabus ve bunları tüketerek bu kabusa ortak olacağımızı unutmayalım.

  • Çocuklara içinden sürpriz oyuncak çıkan çikolatalı yumurtalardan almamak. İnanın sahiller bu sürpriz yumurta kaplarıyla dolu.







6 – Ambalajlı üründen uzaklaşmak


Son zamanların en önemli problemlerinden biri de ambalajlı ürünlerdeki artış. Üstüne bir de ambalajsız ürünlerin de yine plastik poşetler ve kaplar içerisinde satılması, bu problemi daha da içinden çıkılamaz bir hale getiriyor. Bu durumun altında yatan en önemli neden ise, ambalajlı gıdayı ilk ve son kullanan siz olacağınız için plastiğin hijyen ve güvenilir gıda izlenimi yaratmasıdır. Bunun yanı sıra market ve pazarlardaki uygun olmayan depolama ve satış koşulları ile üreticilerin yaptıkları gıda sahtekarlıkları, ambalajlı ürünlere olan ilgiyi arttırmaktadır. Ancak çevreci kaygıların yükselişi, ambalajlı ürünlere olan ilgiyi kısmen de olsa azaltabiliyor. Burada sektör analizi yapacak değilim, zaten anladığım bir konu da değil. O sebeple güvenilir üretici ve satıcının olduğu varsayımı ile bazı öneriler yapacağım. Yoğurttan bahsetmiştik. Bunun yanında peynir, tereyağı, kaymak vb. süt ürünlerini satın alırken yerel markalardan güvenilir olanları tercih etmek şartıyla, gram usulü satılanlardan almak ciddi bir plastik çöp azaltışı sağlayacaktır. Haftada 1 kg süt ürünü tükettiğinizi ve bunun da ortalama üç tür süt ürününü kapsadığını varsayarsak, her biri için üç farklı plastik ambalajdan kurtulabilirsiniz. Açık ürünlerin de plastik ambalaj ile satıldığını düşünecek olursak, evinizde kullandığınız saklama kabı ile alışverişe gittiğinizde, plastik tüketiminiz bu kalem için sıfır olacaktır. Aynı durum diğer ambalajlı satılan ve açık satılan muadilleri olan gıdalar için de geçerlidir. Bunun yanında ambalajlı abur cubur tüketiminden de uzak durmak daha önce de belirttiğimiz gibi plastik ayak izinizde önemli bir düşüş sağlayacaktır.


7– Sallama değil, demleme çay


Çay kültürü, ülkemizde oldukça yaygın bir kültürdür. Günde bir bardak ila on bardak arasında değişen miktarda kişi başı çay tüketimi aralığımız söz konusu. Gel gelelim özellikle ofislerde sallama çay alışkanlığı yaygın olduğu için, bundan kaynaklanan plastik çöp miktarında ciddi oranda artış meydana gelmekte. Buna bir de tek kullanımlık kağıt görünümlü plastik bardak tüketimini de eklemekte fayda var. Burada geleneksel olan, “Demleme çay en iyi çaydır” yaklaşımını öne çıkartmak faydalı olacaktır. Gerek lezzet gerekse de çöp üretimi açısından demleme çay her anlamda doğa dostudur diyebiliriz. Her mekânda, demleme çay yapılabilecek düzenekleri ortak kullanım alanlarına koyarak, ciddi bir plastik çöp miktarı azaltışı gerçekleştirebiliriz. Buna bir de “kendi bardağını kullan” hareketini eklersek oldukça şık ve faydalı bir iş yapmış oluruz. Öte yandan sallama çay, ciddi miktarda plastik salımına neden oluyor. Bu konuya daha önce de değinmiştik. Hatta sallama çay, mikro plastik konusunda en tehlikeli gıda maddesidir denilebilir. Yani, demleme çay ile hem doğayı hem de kendinizi korur; ne sallama çaydan gelen mikro plastiğe, ne de o çöp olduktan sonra oluşacak mikro plastiğe maruz kalmamış olursunuz.



8– Tek kullanımlık tıraş bıçaklarından kaçınmak


Sıklıkla tıraş olmak zorunda olan erkekler, yılda en az 200 adet tek kullanımlık tıraş bıçağı harcıyor. Bu tıraş bıçaklarının geri dönüştürülemeyen plastiklerden üretildiğini unutmayın. Personelinden her gün sinekkaydı tıraş beklentisi olan kuruluşların da kendilerine bir göz atmalarında fayda var tabii. Bu konuda kişinin elinden gelen bir şey yoksa o zaman ustura kullanımını öğrensek ya da çok kullanımlık ama değiştirilebilen sade jiletli metal tıraş bıçaklarından kullansak iyi ederiz. Zira, sadece tıraş olarak

ciddi bir çöp üretiminden sorumluyuz. Daha az sıklıkla tıraş olanlara ise mümkünse tek kullanımlık bıçak kullanmamalarını öneririm. Bu onlar için daha da kolay bir davranış değişikliği olacaktır.


9 –Sabun vs. şampuan


Marketlerin şampuan reyonlarında farklı markaların yüzlerce çeşit şampuanını görmek mümkün. Hepsinin tek yaptığı, saç yıkamak. Saçın dışında, bir de duş jeli meselesi var. İki işi birden yapabilen sabun ise artık popülerliğini yitirdi. Gerçi onun da farklı çeşitleri söz konusu, ancak sabun duş alınırken kullanılan bir temizlik malzemesi olmaktan, el yıkamada kullanılan bir malzemeye dönüşmüş durumda. Bu durumu derhal değiştirmemiz; çoğunluğu pazarlama politikasının ürünü olan şampuanların yerine sabun kullanma alışkanlığına dönmemiz gerekiyor. Zaruri haller (dermatolojik meseleler -ki şampuan ile çamaşır deterjanı arasında çok az fark olduğunu unutmadan-) dışında sabun kullanımı, bizi ayda en az üç kutu duş malzemesi tüketiminden bizi uzaklaştıracaktır. Üstelik artık eskisi gibi yeşil sabun ile de sınırlı değilsiniz. Çok çeşitli sabuna hem de çoklu paketlerde ve gayet de ucuz olarak ulaşmak mümkün. Sabun hem kirletici olarak hem de plastik tüketimi açısından şampuana göre adeta bir melek. Siz de kendinizi bu meleğin kanatlarına emanet edin derim.






10- Kişisel bakımın çevresel maliyeti


Kişisel bakım, toplumdaki bazı algıların paralelinde gelişebilen, kimi zaman reklamların etkisiyle kimi zaman da kişinin kendi tercihleriyle sürdürülen bir öz bakım işi. Asgari düzeyde yapılması, bir arada yaşamanın getirdiği bazı durumların sıkıntı yaratma potansiyelini ortadan kaldırır. Örneğin sıcak havalarda, ter kokusu giderici kullanmak, alternatif yollarla yapıldığında maliyetsiz olabilen faydalı bir tercihtir. Ancak bunu daha da ileri taşıyıp yapılan işi çeşitlendirmek faydadan çok zarar verebilir. Aslında bu durumu kişisel tatminin derecesiyle birlikte değerlendirmekte fayda var. Kişisel bakımın maliyetini anlamak üzere örneklersek; daha önce de bahsettiğimiz gibi, önce “sabun kurutuyor” diye deterjandan hallice olan şampuan, üzerine de saç kremi kullanmak; duş jeli ile yıkandıktan sonra bir de losyon sürmek, kurulandıktan sonra da nemlendirici krem kullanmak, ciddi anlamda maliyeti olan bir eylem olarak nitelendirilebilir. Üstelik bunu her gün yapmak tam bir kâbus halini alabilir. Sizin için değil tabii ki çevre için. Aslında maruz kaldığınız kimyasal açısından sizin için de ciddi anlamda riskli, ancak konumuz o değil. Olay sadece bununla da bitmiyor elbette. Farklı tekniklerle pazarlanan ve içine konuldukları tek kullanımlık kaplardan ne oldukları anlaşılabilen makyaj malzemeleri, temizleme jelleri/bezleri/sıvılarının ciddi bir ambalaj yüküne sahip olduğunu unutmamak gerek. Kadın erkek fark etmez, kişisel bakımı çok fazla çeşitlilikte, her gün ve hatta günde birkaç defa yapıyorsanız, ambalaj çöplüğüne ciddi katkılar sağladığınızı bilmeniz gerekiyor. Bakım malzemeleri alanınızı şöyle bir kontrol ederseniz ne derecede plastik çöp ürettiğinizi de göreceksiniz. Kişisel olarak bakımlı olmanın verdiği hazzın yanına, bir balinanın midesinden çıkan ambalaj atıklarını da koyarak belki bir karşılaştırma yapabilirsiniz. Kişisel bakım alışkanlıklarınızı gözden geçirmeniz ve varsa daha az ambalajlı ve daha az kimyasallı alternatifleriyle değiştirmeniz, kendiniz ve çevre açısından oldukça anlamlı olacaktır. Bunun -eğer çalışansanız- çalıştığınız kurumun politikasıyla doğrudan ilişkisi olabilir. Her gün “bakımlı” olmayı ve makyaj yapmayı teamül olarak yerleştirmiş kurum ve kuruluşların bu çöp üretim alışkanlıklarının değiştirilmesinde kayda değer bir değişikliğe gitmeleri işleri daha da kolaylaştıracaktır.


11- Bulaşık süngeri, sarı bez ve diğer mutfak ekipmanları


Geleneksel hale gelmiş olan “sarı bez serili mutfak lavabosu görüntüsü” temiz ve yıkanmış bir mutfağın adeta resmi gibidir. Neredeyse her evde bu seromoni bulaşıklar yıkandıktan sonra adeta bir ayin gibi gerçekleştirilir. Ancak bunun değiştirmenin zamanının geldiğini söylememiz lazım. Çoğunlukla sentetik ve petrol türevli malzemeden yapılan mutfak temizliği malzemeleri (sünger, bez, vb.) ciddi anlamda mikroplastik parçacık yayma potansiyeline sahipler. Üstelik bunların çoğunluğu arıtma tesislerini aşıp denizlere ve göllere ulaşıyor. O halde daha çevreci olan alternatiflere yönelmek birçok

anlamda fayda sağlayacaktır. Örneğin doğal malzemelerden yapılmış sünger, fırça ve daha basit ve işlemden geçmemiş kumaşları mutfak malzemesi olarak kullanmak, plastik salımınızı sıfıra indirecektir.


12 – Sık sık çamaşır yıkamamak


Uygulanması kolay beş yol içerisinde en zor olanı bu. Çünkü artık o kadar kirli bir çevrede yaşıyoruz ki hiçbir harekette bulunmasanız bile hava kirliliğinden dolayı bir şekilde giysileriniz kokup kirlenebiliyor. Ayrıca kirlenmese bile her gün aynı şeyleri giymenin ayıp sayıldığı garip bir toplumda yaşıyoruz. Bunun için öncelikle şunu kabul etmemiz gerekiyor; her gün aynı şeyleri giymek moda saçmalığına ters olabilir, ama çevre için oldukça faydalı bir iş. Bahsettiğimiz şey haftalarca aynı şeyleri giymek değil. Birkaç farklı kombinasyonu farklı farklı günlerde giymek. Bunu da yıkamadan giyilebildiği kadar uzun giymek ve mümkünse de giysileri akşam çıkardıktan sonra havalandırarak kaldırmak. Böylelikle gün içerisinde giysinize sinen kokudan kurtulabilirsiniz. Bu da onun tekrar giyilmesine imkân tanıyacaktır. Ortalama bir evde, 6 kg’lık bir çamaşır yıkaması, yaklaşık 700.000 mikro fiber salımına neden oluyor. Yani siz modaya uyacaksınız diye değiştirip kirlenmediği halde yıkadığınız çamaşırlar sucul ortama binlerce fiber; yani çoğunluğu polyester, akrilik ve naylon olan plastiklerin salınmasına neden oluyor. Türkiye’de ise kanalizasyona karışan bu fiberlerin ancak %70’i artıma tesislerinde arıtılabiliyor. Geri kalanı direkt olarak nehir göl ve denizlere akıyor.


Doç. Dr. Sedat Gündoğdu