Pipete Alternatif Arayanlardansanız Bir Göz Atın Derim

Tam olarak atkısız bir yasam şeklimiz yok ne yazık ki. Ancak çabası var. Hem de beraberce. Kıymetli olan kısmı da bu sanırım.

Mutfakta bir gün Zülal'in ne yaptığını anlamaya çalıştım, bir süre seyrettim. Sonra ben sormadan zaten kendisi anlatmaya başladı. Anne bak yeni pipetim nasıl olmuş, önce kullanıyorum sonra yiyiyorum diyerek taze soğanın yeşil kısmıyla önce bardağından suyunu içip sonra şapur şapur yedi. Sonra da ben onu :) Yaşamımızı sürdürürken çoğumuz neredeyse her eylemimiz neticesinde atık çıkartıyoruz. Bunun çok normal yaşanması gereken bir hadise olduğu öğretildiğinden, her atığın sanki geri dönüşümü varmış ve yapılıyormuş ve ne şartta atılırsa atılsın atıklar dönüşür ve dönüşüm masumdur gibi gördüğümüz için de yaşamımızın hiçbir döneminde bir an bile düşünüp sorgulamaya gerek duymuyoruz. Gelin çocuklarımıza kendi davranışlarımızla farkındalık yaşatalım.




Fatura fazla gelir diye değil de, müşterek kaynaklarımız israf olmasın diye su, elektrik vs. kapatmamız gerektiğinin bilincini sözlerimizle değil davranışlarımızla gösterelim. Gerçekten ihtiyacımız olduğuna karar verip aldığımız bir bluzun üretilebilmesi için kaç ton su harcandığını sözel olarak değil, tüketilen suyun kapladığı boyutu örnek vererek gösterip, o kadar su ile bluz üretmek yerine başka neler yapılabilirdiyi tartışarak içselleştirmelerine yardımcı olalım. Soframıza gelen gıdaların yolculuklarını, tohumdan soframıza gelene kadar başlarına neler geldiğini, neler yaşadıklarını hikayeleştirirken, yemeklerimizden arta kalan organik atıklarımızı çöpe göndermek yerine dönüştürebileceğimizi, hatta onlarla evcil değil de solucan gibi başka hayvanlar besleyebileceğimizi gösterelim. Bastığımız toprağın aslında tıpkı bizim gibi canlı olduğunu, binlerce canlıya ev sahipliği yaptığını, nefes aldığını oyunlarla, hikayelerle anlatalım. Anlatalım ki...



Çocuklarımız büyüdüklerinde market raflarından aldıkları gıdaların ambalajlarının, canlılara, toprağa, kaynaklarımıza ne kadar zarar vereceğini bilerek alışveriş yapsın. İkram edilen bir market ürününü sadece yemeyi değil yemekten sonraki ambalajın yolculuğunu düşünme zahmetine katlansın. Temiz, adil gıdayı sadece kendi sağlığı için değil, gezegene zarar vermeye hakkı olmadığı için talep etsin. Çöpe attığı kırık cam, iğne vs. gibi canlılara zarar verecek atıkları kapalı kutularla ağzı iyice kapanmadan atarsa, çöpü toplayan görevliye, sokak hayvanlarına ciddi zararlar verebileceğini bilsin.

Atık yağlardan mükemmel sabunlar üretebileceğini, temizlik, kişisel bakım, beslenme alışkanlıklarını aslında çok daha az atıkla sürdürebileceğini fark etsin. Bizler zaten onlara ziyadesiyle mahvolmuş bir dünya bırakırken en azından farkına varmalarını sağlarsak belki vicdanımızı bir nebze rahat ettirebiliriz.


Seçil Arslanoğlu - Kent Çöpçüsü