İyi Yaşam ve Beslenme Uzmanı Dilara Koçak ile Röportaj

Sürdürülebilir yaşam aktivisti olarak plastiksiz yaşamı uygulamak sizin için ne ifade ediyor?

Ben uzun zamandır plastiksiz yaşamı destekliyorum ve sürdürülebilir gelecek için bunun hepimiz için bir sorumluluk değil artık zorunluluk olduğunu düşünüyorum. Maalesef mikro plastik dediğimiz moleküller hayatımızın birçok yerinde var. Environment International dergisinde yayınlanan bir çalışmada dört kadın plasentasında mikro plastik parçacıkları bulunduğu bildirildi. Anlayacağınız bu durum sadece çevreyi ve soluduğumuz havayı kirletmekle kalmıyor, artık anne karnındaki bebeği bile etkileyebiliyor.


Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF)‘nın raporuna göre ayda 21 gram, her hafta bir kredi kartı büyüklüğünde mikro plastik tüketiyoruz. Dolayısıyla ben 30 yılını bireyleri beslemeye adamış bir beslenme uzmanı olarak artık son yıllarda gezegeni ve doğayı beslemeden bireyleri de sağlıkla besleyemeceğimizin ne yazık ki farkındayım. Doğa hasta, toprak hasta, su hasta...


‘Plastiksiz Temmuz’, yani dünyadaki adıyla “Plastic Free July”, ilk olarak 2011 senesinde Avustralya’da tek kullanımlık plastik ürünleri kullanmayı reddetmek amacıyla başlatılmış ve daha sonra tüm dünyaya yayılmış bir hareket. Ülkemizde de ‘Plastiksiz Temmuz’un desteklenmesi ve daha çok kişinin bu kampanyayı duyması beni mutlu ediyor. WWF 2020 Türkiye Kıyılarında Atık Analizi Raporu endişe verici. Rapora göre, kışın, toplam polimer atıklarının yaklaşık yüzde 80’ini plastik torbalar, plastik şişeler ve içecek kapak ile halkaları oluşturuyor. Baharda yapılan ölçümlerde ise torba, şişe, kapak ve sigara izmaritinin atıkların yüzde 41’ini oluşturduğu görülmüş.


Artık hepimiz biliyoruz ki denizler dünyanın oksijen kaynağı. Özellikle nefes almanın, doğanın değerini bir kez daha anladığımız bugünlerde denizlerin de değerini daha iyi kavramamız gerekiyor. Buna rağmen denizlere yeteri kadar değer vermediğimizi üzülerek söyleyebilirim. Deniz ve okyanuslardaki çöplerin yüzde 73’ünden fazlasını da plastikler oluşturuyor. Bu kadarı bile “Plastiksiz Temmuz” kampanyasını desteklemek için yeterli bir neden…


Günlük hayatınızda, tek kullanımlık plastiklerden kaçınmak için yaptığınız 3 temel uygulamayı bizimle paylaşabilir misiniz?


Plastiksiz yaşama gönül verdiğimde attığım ilk adım tek kullanımlık plastik torbaların yerine bez torbalar ve fileler koymak oldu. Bir diğer taraftan plastik pipetleri cam veya bambu pipetle değiştirmek, su veya kahve için yanımda matara taşımak da ilk uygulamalarımdandı. Tahılları bez torbada saklamak ve mutfak süngeri yerine doğal kabak lifi kullanmak da mutfaktaki plastiği azaltma hedefimi destekledi. Siz de cam pipet, cam bardak kullanarak bu konuda çevrenizdekilere örnek olun.




Sizce insanlar tek kullanımlık plastiklerden uzak bir yaşam konusunda neler yapmalı? Nereden başlamalılar?


Plastiksiz hayat için mutfaktan başlamak benim tercihim oldu. Bu konuda pek çok insana örnek olduğumu da biliyorum. Özellikle sosyal medyada bu konuyla ilgili çok fazla olumlu yorum alıyorum. Yeniden özetlemek gerekirse:

  • Plastik bardak, çatal, bıçak kullanımından vazgeçin.

  • Yemek sipariş ederken, plastik çatal, bıçak istemiyorum notu ekleyin.

  • Plastik poşetleri tamamen hayatınızdan çıkarın, sebze ve meyve filelerini kullanın.

  • Plastik bardak kullanımı bırakın, kahve dükkanına giderken kendi mataranızı götürün.

  • Plastik pipet yerine cam veya metal pipet tercih edin.

  • Plastik ambalajlı ürünler yerine cam veya diğer alternatifleri seçin.

  • Plastik mutfak süngeri yerine doğal kabak lifi kullanın.

  • Plastik mutfak poşetleri yerine bez torbaları tercih edin.


Ekolojiyi korumak, plastiksiz yaşamı uygulamak adına ilham aldığınız kişiler, kurumlar var mı? Bizimle isimlerini paylaşabilir misiniz?


Denizlerin kirliliği deniz canlılarının yanı sıra insan sağlığını da ciddi anlamda etkiliyor. Bu konuda birlikte çalışmaktan mutluluk duyduğum Deniz Temiz Derneği’nin (TURMEPA)’nın çalışmalarını yakından takip ediyorum.


Uzun zamandır Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları için farklı alanlarda çalıştığımı biliyorsunuz. Denizlerdeki kirliliğe ve geri dönüşümün önemine vurgu yapmak amacıyla geçtiğimiz yıl Ağustos ayında dünya rekortmeni millî sporcumuz Şahika Ercümen ile İstanbul Boğazı’nda bir dalış gerçekleştirdik. Bu projede UNDP Türkiye sudaki yaşam savunucumuz ile birlikte bu dalışı gerçekleştirirken Deniz Temiz Derneği (TURMEPA) de bize destek oldu. Hep birlikte “Deniz varsa hayat var” dedik. Bu tarz farkındalık yaratacak projelerin artmasını diliyorum.


Aynı zamanda Birleşmiş Milletler Çevre Programını (UN Environment Programme) yakından takip ediyor, Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı(WWF) gibi platformları destekliyorum.





Plastiksiz yaşam konusunda en çok zorlandığınız şey nedir? Yapmaktan en zevk aldığınız şey nedir?


Markete /pazara giderken plastik poşetler yerine sebze meyveler için file torbamı almak, bez çantam ile gitmek en çok zevk aldığım şeylerden. Bir diğer taraftan plastiksiz yaşam konusunda en sevdiğim noktalardan biri de doğal kabak lifini hayatıma daha çok dahil etmek oldu diyebilirim. Plastiksiz mutfak için en önemli adımlardan biri de bence bulaşık süngeri. Mikro plastik içeren bulaşık süngeri yerine bu sene doğal kabak lifi veya artan kumaşlardan veya ipten örgü kullanmayı denemenizi tavsiye ederim. Lifler, lif kabağının henüz olgunlaşmamış meyvelerinden elde ediliyor, tamamen doğal ve doğaya yüzde yüz karışabiliyor. Doğal yapısı gereği elinize ilk aldığınızda sert gelecektir fakat suyla temas ettiğinde hemen yumuşuyorlar.


Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri konusunda, Sıfır Atık/Sıfır Açlık hedefi için çalışmalar gerçekleştirdiğinizi biliyoruz. Plastiksiz yaşam konusuyla kesişimi dahilinde, bu çalışmayla ilgili bizimle paylaşabileceğiniz noktalar var mıdır?


İklim değişikliği günümüzde önemli bir küresel çevresel tehdit haline gelmiş durumda. Gıdaya ulaşım da bu yüzden zorlaşabiliyor, örneğin; sıcaklık artışı, yağış düzensizlikleri, hava olayları, mahsul zararları, salgın hastalıklar ve su sıkıntısı tarımsal verimliliğin azalmasına neden olabiliyor. Bu nedenle iklim değişikliğinin besin güvenliğine getirdiği risklerin farkında olmak çok önemli. Plastik kullanımı da bu konuda iklim krizini hem doğrudan hem dolaylı olarak etkiliyor. Plastikler de fosil yakıtlar gibi petrolden üretiliyor. Plastiğin üretim aşamalarında da oldukça büyük bir karbon ayak izi oluşturduğunu unutmayalım. Büyük bir kısmı geri dönüştürülemiyor veya denizlere karışarak binlerce yıl boyunca doğada kalıyor.

İşte bu noktada sıfır atık sıfır açlık ile plastiksiz yaşam kesişiyor. Doğayı korumak için bize kendisini hatırlatmasını beklemeden harekete geçmeliyiz. İklim değişikliğinin sadece çevre sorunu olmadığını anlamamız gerekiyor. Çünkü doğal yaşamdan barınmaya, gıdaya kadar birçok alanı tehdit ediyor.